28 Haziran 2009 Pazar

sea of love

gideceğin için ağlamaya başladıktan yaklaşık olarak on dakika sonra çılgınca yağmur yağmaya başlaması nasıl bir tesadüf ?

gizli

biliyor musun,
sen başka tarafa bakarken ben hep boynunu izliyorum. hep.

birşey anlatırken heyecanlandığında şakaklarının "pıt.pıt.pıt." diye atmasına bayılıyorum.
ellerinin bu kadar beyaz ve kusursuz olmasına söyleyecek söz bulamıyorum.

ayrıca,
seni araba kullanırken, yemek yerken, üstünde isminin yazılı olduğu nargileni içerken, konuşurken veya ice-tea şeftali içerken izlemek yeryüzündeki en heyecan verici şey benim için.

bir de biri komik birşey sölediğindeki gülüşün var tabi.o konuya hiç girmiyorum. çünkü o anı ve o anda hissettiklerimi günlerce hiç bıkmadan anlatabilirim.

ama bunları kimse bilmiyor tabi.bilmeyecek.
sen bile.

14 Mayıs 2009 Perşembe

bu bir sevgi değil. aşk hiç değil.
değer vermek de değilmiş.
bu bir acıma. yardım.
isteksizce. belki mecburiyetten. belki..

üzgünüm julien. biz dost olamadık. sevgili olmaksa çok uzaklardaydı hep. bulutların arasında bir yerlerde.
ve haklısın. sen bir kez aşık oldun.
bir daha da olamayacaksın.


bir süreliğine hoşçakal.
yeniden..

19 Nisan 2009 Pazar

az önce farkettim de,
tam ikisaatonaltıdakikadır kımıldamadan senin fotoğrafına bakıyormuşum.

tuhaf.

11 Nisan 2009 Cumartesi

365

365 gün önce bugün hayatım boyunca gördüğüm en güzel rüyayı gördüm.hiç uyanmayacağımı sanmıştım.
yanılmışım.
5 gün önce kadar o rüyayı tekrar gördüğümü düşünerek uykuya daldım.kafamda seninle ve bizimle ilgili yüzbinlerce plan varken, uyandığımda bana sölediklerin sayesinde tekrar bir rüyada olduğumu ve bu rüyadan da uyandığımı farkettim.
nadiren de olsa bu rüyayı görmemi sağladığın için mutluyum.ardından yaşadıklarım bazen "bütün bunlara değer mi?" diye düşünmeme sebep olmuyor değil.ama bunu ben istiyorum.ben istemediğim sürece sen, ne beni mutlu edebilir, ne rüya alemine gönderebilir ne de canımı yakabilirsin.tüm bunların sorumlusu benim.bu yüzden sesimi çıkartmıyorum.çünkü seni herşeyinle kabul ettim.senden gelebilecek her türlü duyguya ve duruma kendi isteğimle en başından razı oldum.
bu yüzden,
yine günler geçsin ve sen yine gel.bana bir rüyayı yaşat.
ve git.

şimdi olduğu gibi.
yine, yeni, yeniden..

7 Nisan 2009 Salı

almost lovers always do...

I never want to see you unhappy,
I thought you'd want the same for me.

Goodbye, my almost lover.Goodbye, my hopeless dream.
I'm trying not to think about you.
Can't you just let me be?
So long, my luckless romance.My back is turned on youI should've known you'd bring me heartache
Almost lovers always do..

I cannot go to the ocean
I cannot drive the streets at night
I cannot wake up in the morning without you on my mind
So you're gone and I'm haunted and I bet you are just fine
Did I make it that
easy to walk right in and out
of my life?


bu kadar çok sevdiğim bir şarkının bugün itibariyle, seninle ilgili olan hayatımın özeti olacağını kim tahmin edebilirdi ki?
24 saat önce hayatım boyunca bana hiç kimsenin söylemediği kadar güzel sözler söyledikten sonra bugün "üzüldün mü sophie?" gibi bir cümle kurman ve benim de "sen nasıl istiyorsan öyle olsun.önemli değil." diye cevap vererek sanki çok olağan birşey yaşıyormuşuzcasına cevap vermem ve ardından playlistimde sıranın almost lover'a gelmesi, yani biz bu konuşmayı yaparken arkadan bu şarkının çalması ve hatta canımı en çok yakan cümleleri kurduğunda alison'ın o insanın içini parçalayan sesiyle "so long, my luckless romance.my back is turned on you, I should've known you'd bring me heartache. almost lovers always do" demesi bir tesadüf mü?

26 Şubat 2009 Perşembe

nefes
almayı

özledim

.

14 Şubat 2009 Cumartesi



saat 03.47

sessizlik.
değişim.

kaybolan sorular.
cevaplanan sorular.

uyuyamamak.

hissizlik.

umut.

anılar.

koku.

tat.


bir süreliğine,

hoşçakal.



bugün hayatımda ilk defa 10 dakika önce tanıştığım birine kendimle(biz) ilgili pek çok şey anlattım.tam 3saat24dakika boyunca(bana öyle bakma! zaman konusunda takıntılı(!) olduğumu çok iyi biliyorsun).
benimle hiç bir bağlantısı olmayan birine bu kadar açık bir şekilde "biz"i anlatmam benim için oldukça tuhaftı.

evime döndüğümde, iki senedir yaşadığım herşeyi en baştan hatırlamanın bünyemdeki etkisine ek olarak sakladığım ve hatta sakladığımı unuttuğum bazı gündelik eşyalara yeniden baktım.farkettimki fotoğrafın yine kaybolmuş.bu iyi bir işaret değil.kısa sürede onu bulmayı umuyorum.

1 Şubat 2009 Pazar



son zamanlarda seninle ilgili kurduğum en büyük hayalim gardrobunda yaşamamla ilgili.

evet.orada sonsuza kadar yaşayabilirim.hiç sesimi çıkartmam.konuşmam.ordan dışarı da hiç çıkmam.söz veriyorum.
yemek ve su da istemiyorum.teninin kokusu beni fazlasıyla doyurur zaten.kokunu çok severim.bilirsin.
hayır.o bir parfüm kokusu değil.sadece annelerin çocuklarını öptüklerinde aldıkları koku gibi.tuhaf.çilek gibi..kesinlikle parfüm değil.daha özel.değişik.
burnum bütün kokulara kapansın ve ben hayatım boyunca senin kokundan başka hiçbir şeyin kokusunu almayayım.
gardrobunda ve içindeki giysilerine sinmiş kokunla yaşayayım..

mesela..